Veer&Zaara (2004) – İki anlığına durdu hayal kervanımız…

Aynı anneden aynı babadan doğan, aynı evde aynı kültür, gelenek, adetlerle büyüyen iki kardeş bir gün bozuşmuşlar ama öyle böyle değil sonra araya başkaları girmiş, açgözlülük, bağnazlık, önyargılar ve o birbirinin aynı iki kardeş kanlı bıçaklı düşman olmuş, tüm benzerliklerine rağmen kopmuş, etraflarına sınırlar çekmiş.O kardeşlerden birinin adı Hindistan diğerinin adı Pakistanmış.Bu hatun “ne diyor?” diye düşünebilirsiniz söyleyeyim, benim bu iki ülkenin içinde bulunduğu bu bitmek bilmeyen kavgaya tanımım bu.Çünkü bu filmle birlikte bir kez daha gördüm ki kokuları, renkleri, dokusu bu derece aynı olan başka iki ülke yoktur herhalde.

İşte bu iki kardeş ülkenin çocukları Pakistanlı güzel kız Zaara ve Hindistanlı hava pilotu Veer Prataph Singh tüm bu kavgaların ortasında tanışıyor birbirleriyle.Zaara Pakistanlı ünlü bir siyasetçinin tek çocuğu.Pek çok kızın sahip olmadığı ayrıcalıklar ve özgürlükle büyümüş.Büyükannesinin son nefesinde küllerini yıllardır görmediği ülkesi Hindistan’a götürüp savurmasını vasiyet ettiğinde hiç düşünmeden gizlice Pakistan’dan yola çıkıyor.Ancak bindiği otobüs Hindistan’da uçuruma yuvarlanıp kendi de otobüste mahsur kalınca imdadına Veer yetişiyor.Gördüğü ilk anda vurulduğu bu kıza sırf ömrünün bundan sonrasında rahat uyuyabilmek için kendi deyimiyle yardım etmeye karar veriyor.İki genç renklerle, şarkılarla bezeli bir yolculuğa çıkıyor.Veer canı ülkesi Hindistan’ın tüm güzelliklerini seriyor Zaara’nın önüne.Bununla da kalmıyor onu kendi köyüne götürüp ailesi ile tanıştırıyor.Sanki hep böyle devam edicekmiş gibi gelen sonsuz bir huzur hissi kaplıyor etraflarını.Veer’in ailesi kızları kabul ediyor Zaara’yı iki günde, müstakbel gelinleri gözlerinde.Veer’in de aklında Zaara,  ilerde köyünde birlikte yaşamak istediği tıpkı anne babası gibi huzurla yanında yaşlanmak istediği kişi Zaara.Vakit gelip de Zaara’yı artık dönmemek üzere gideceği istasyona getirdiğindeyse hayatının en acı süprizi bekliyor onu.Zaara’nın sözlüsü karşısında.Zaara her şeyden söz etmiş bu bir kaç günde ama hayatının en önemli ayrıntısını söylemek aklının ucundan bile geçmemiş.Veer’e göre çok büyük bir hata yapmış.Zaara yaptığı hatanın farkına vardığındaysa artık geri dönüş yoktur.Veer sevdiği kadını, onun hayatında herşey olan adama teslim eder sonsuz mutluluk dileyerek.Sonra herkes kendi yoluna.

İki anlığına durdu hayal kervanımız
Ve sonra gittik, sen yoluna, ben yoluma…
İki anlıktı bu kalbin destanı
Ve sonra gittik sen yoluna, ben yoluma…
O sen miydin yoksa renklerin ışıltısı mı?
O sen miydin yoksa gülümseyen bir filiz mi?
O sen miydin yoksa hayal yağmuru mu?
O sen miydin yoksa geçen mutluluk bulutu mu?
O sen miydin yoksa bir çiçek tomurcuğu mu?
O sen miydin yoksa bulduğum yepyeni bir dünya mı?.
…….
O sen miydin yoksa rüzgardaki mis koku mu?
O sen miydin yoksa çevremdeki renkler mi?
O sen miydin yoksa yolumdaki ışıltı mı?
O sen miydin yoksa gökyüzünde yankılanan bir şarkı mı?
O sen miydin yoksa bulduğum kaderim mi?
O sen miydin yoksa dokunan bir anlık bir sihir mi?
İki anlığına durdu hayal kervanımız
Ve sonra gittik sen yoluna, ben yoluma…

 Bugün Pakistan’ın bir hapishanesinde herkesin 786 diye seslendiği bir adam tutulmakta.22 yıldır kimseyle tek bir kelime bile etmeden bir ömrü sessizlikle, dudakları mühürlü geçirmiş.Ne için orada sorsanız çoğu kimse bilmez bile.Bir gün gencecik bir avukat Saamiya çıkıp geliyor, ona ilk kez ismi ile sesleniyor “Veer Prataph Singh”.Horgörülen, örselenmiş, yalnızlığında kaybolmuş, gerçek adını unutmaya yüz tutmuş bu mahkum Veer, nasıl olupta 22 yılını ülkesinden, sevdiklerinden uzakta Pakistan’da üstelik bir hapishanede geçirmiştir.Hikayesini yavaş yavaş tekrar yaşarcasına anlatır Saamiya’ya .Genç kadın da onun gözlerinden görür o dönemim iki ülkesini, insanlarını, Veer’i ve Veer’in gözünden uğruna can verilecek Zaara’yı.Veer’in tren istasyonunda bitmesi gereken hikayesinin nasıl Pakistan’da devam ettiğini ve Zaara’nın ruhunu teslim alan aşkı…

Canım, bak
Kayboldu uzaklıklar…
Ben buradayım, buradayım, buradayım, burada…
Hangi sınırlar…?Hangi mecburiyetler…?
Ben buradayım, buradayım, buradayım, burada…
Asla saklayamayacağın o sırlar Ben’im
Asla unutamayacağın o hisler Ben’im
Kalbinde yankılandığım zaman neden şaşırıyorsun?
Ben senin kalbindeki o sesim
Duyabiliyorsan, dinle kalp atışlarının dilini
Ben buradayım, buradayım, buradayım, burada…
Hangi sınırlar..?Hangi mecburiyetler..?
Ben buradayım, buradayım, buradayım, burada
Ben, yalnız ben varım şimdi hayallerinde…
Cevaplarında ben varım, sorularında ben varım…
Gördüğün her rüyanın içinde ben varım
Ben senin bakışlarındaki ışıltıdayım
Gördüğün şey, Ben’im…
Nereye bakarsan bak
Ben buradayım, buradayım, buradayım, burada…

Saamiya’nın Veer’i özgürlüğüne kavuşturması 22 yıldır kendi adnına bile hasret kalmış bir adamı özgürlüğüne kavuşturmaktan ziyade aynı zamanda toplumda hala ezilen, yeri mutfak vazifesi erkeğine hizmet etmek olarak görülen kadınların neler yapabildiğini de herkese gösterebilmektir.Saamiya babası yaşındaki bu kırgın adama öyle ısınır öyle severki yaşadığı acılara büyük bir samimiyetle gözyaşı döker.Ona sadece bir sayı gibi bakan gardiyana söyledikleri hislerinin kanıtıdır.

Hiç merak ettiniz mi…?
Buradaki binlerce mahkumun arasında…
‘Bismillah’ kelimesinin rakamı nasıl oldu da
bu kimsesiz Hindu’nun numarası oldu?
Bu basit bir tesadüf değil,
bu Allah’ın gönderdiği bir mesaj
Bu, onun bazı şeyleri size söylemesinin bir yolu, bakın…
O tanrının sevgili bir kulu. Ona saygı gösterin.

Saamiya işte bu tanrının sevgili kulu için ülke politikalarının, kanunların işe karıştığı bir savaşa girişir.Veer’e geç de olsa insanlığın en temel hakkı olan özgürlüğünü geri kazandırmalıdır.

Sonrasında ne mi olur?O kadar çok şey yazdım ki zaten filmin yarısını izlemiş gibi oldunuz biliyorum gerisini de ben yazmayayım kendiniz izleyerek görün.Belki çok dramatik ya da klişe gibi görünebilir hikaye ama ben filme tutuldum resmen senaryoya, dialoglara en çok da her zaman ki gibi şarkılara.Soundtrackinin her parçasını bu kadar çok sevdiğim bir film çok azdır.Oyunculuklar da keza çok iyiyidi.Shakruh Khan zaten bu adama aşığım yine döktürmüş Zaara ve Saamiya karakterleri de bence çok çok iyi işlenmişti.Veer’in babası rolünde Amitabh Bachchan vardı ki kısa ama mükemmel bir roldü.Renklerden, görüntüden bahsetmeme hiç gerek görmüyorum. Bir de iki ülkenin tarihi ile ilgili o kadar iyi detaylar vermiş öyle canlı resmetmişti ki beğenmemek mümkün değil.Zaten Veer’in mahkemede yaptığı bu konuşma iki ülkenin aynılığını gösteren en güzel şeydi.

Ben, ben 786 numaralı mahkum
Hapishanenin parmaklıklarından dışarı bakıyorum
Günlerin, ayların, yılların tarihe dönüşlerini izliyorum
Esen meltemde Bauji’min tarlasının kokusu geliyor
Bu güneş Maati’min hazırladığı soğuk sütleri hatırlatıyor
Bu yağmur yanında, bana musonumun sesini getiriyor
Lodimin ateşini yakan bu kış soğuğu, beni sarıp gidiyor
Diyorlar ki ‘Bu senin ülken değil’
Peki neden bana benim ülkemmiş gibi geliyor
Diyorlar ki ‘Ben onun gibi değilim’
Peki neden o bana benziyor
Ben 786 numaralı mahkum,
Hapishane parmaklıklarından dışarı bakıyorum
Hayal bahçesinden gelen bir küçük meleğe bakıyorum
Kendisine Saamiya diyor ve bana da Veer diye sesleniyor
Bana tamamen yabancı ama hendinden yakınmış gibi davranıyor
Onun doğru sözleriyle tekrar yaşama isteğim geliyor
Onun yeminleri ve sözleri ile birşeyler yapma isteğim geliyor
Peki neden benim için dünya ile savaşıyor
Diyorlar ki ‘Ben onun gibi değilim’
Peki neden o bana benziyor
Ben 786 numaralı mahkum
Hapishane parmaklıklarından dışarı bakıyorum
Köyümün renklerine sarınmış yeni bir Zaara’ya bakıyorum
Benim hayallerimi gerçekleştirirken kendi hayallerini bırakıp unuttu o
Benim insanlarıma hizmet ederkenkendi insanlarını bırakıp gitti o
Şimdi onun hayatını mutlulukla doldurmak istiyorum
Onun için bir ömür daha yaşamak istiyorum
Diyorlar ki ‘Benim ülkem onun değil’
Peki neden benim evimde o yaşıyor
Diyorlar ki ‘Ben onun gibi değilim’
Peki neden o bana benziyor
Ben 786 numaralı mahkum
Hapishane parmaklıklarından dışarı bakıyorum

 (Spoiler içerir aman dikkat!) 

 Bir de Saamiya’nın bu byük aşkala iligili yaptığı bu yorum ;

Bir Veer var, öyle kolaylıkla hayatının 22 yılını
kurban ediyor ki
Zaara’nın onurunu korumak için
Ve bir Zaara var,  22 yılını, yabancı bir ülkede
yabancı bir evde geçiriyor
Veer’in hayalini yaşatabilmek için
Bunlar Tanrı siluetinde insanlar mı,
yoksa insan siluetinde Tanrılar mı?

En sonda da filmin yine beni çok etkileyen şarkılarından biri ile bitireyim bu yazıyı.Umarım filme bir şans verir ve benim kadar seversiniz.  

Senin için, yaşadım dudaklarım mühürlü
Senin için, yaşadım her gözyaşımı içerek
Ama kalbimde, hala yanıyor aşkının alevi
Senin için… Senin için…
Hayat beraberinde getirdi geçmiş günlerin kitabını
Sardı şimdi etrafımızı sayısız hatıralar
Birşey sormadan bir sürü cevap buldum
Neyi istemiştim, ne aldım, göz göre göre…
Ama kalbimde hala yanıyor, aşkının alevi
Senin için… Senin için
Nasıl anlatırım
dünyanın bana ne kadar düşman olduğunu
Yaşamama hüküm verildi, lakin sen yanımda olmadan
Onlar cahiller, benim için yabancı olduğunu söyleyenler
Bize ne çok haksızlık yapıldı, sevdiğim,
dünya tarafından
…..

6 thoughts on “Veer&Zaara (2004) – İki anlığına durdu hayal kervanımız…

  1. Filmi tekrar izlemiş gibi oldum yorumu okuyunca. Harika bir filmdi. En sevdiğim filmler arasındadır ve kaç kere izlesem etkisi hep aynıdır. Muhteşem bir aşk hikayesi. Gözyaşlarım hiç kurumadı özellikle sonlara doğru. “Böyle aşklar var mı gerçekten ve varsa bizi niye bulmuyor” dedim her izleyen gibi. Belki öyle bir aşka olan özlemim, filmi daha da muhteşem kıldı gözümde. Ah o şarkıları özellikle, şimdi açıp izlediğimde bile kalbim sıkıştı. Bu filme kesinlikle şans verilmeli diye düşünüyorum. Hint filmlerine önyargıyla yaklaşanların bile kalplerini burkan bir filmdir bu. @Chibi, güzel yorumların ve bana filmin muhteşem atmosferini birkaç dakikalığına da olsa tekrar yaşattığın için teşekkür ederim. :)

    • ben de bu güzel yorum için teşekkür ederim Ayşe evet bu film kuşkusuz izleyen pek çok duygu sahibi insanı sarsıcak filmlerden doğrusu ben de ağlamak üzereydim ama kendimi feci sıktım ve evet ben de oradaki aşka salya akıtmadım değil ama böyle bir aşkı taşıyaiblir böyle fedakarlıklarda bulunabilir miydim orası meçhul şarkılar sanırım ben de hep aynı etkiyi bırakıcak çok çok güzeller.ve rica ederim :)

  2. filmi çok merak ettim. fakat bu güzel yazıyı yazdıracak filmi izlemek için acele etmeyeceğim. o kadar güzel anlatmışsın ki filmi sakin kafayla izlemem gerek diye düşünüyorum. fana yı da sayende izlemiş çok beğenmiştim. kesin bu da çok güzel bir film . ellerine sağlık.

    • canım en az Fanaa kadar seviceğine eminim ben ama evet geniş bir zamanda izlemek lazım çünkü 3 saatlik bir film umraım en kısa zamnda izler fikrini de paylaşırsın :D

  3. Slm,
    bakiyorum da kore filmlerini hintlilerle aldatan tek ben diilmisim :)
    biliyomusun komik olan, sharukh khan gercek hayatta da buna benzer bir hikaye yasamis.
    Karisi budist kendisi de müslüman oldugu icin herkes karsi cikmis evlenmelerine, karisinin ailesinden
    bir türlü izin cikmayinca bunlar da gizlice evlenmisler, cok tatli ya :D

    • olur mu hatta bazen Hint yapımları tek aşkım haline geliyor hepsinin yeri ayrı ben de hepsi çocuğum gibi ayırmıyorum :D aaa öylemiymiş karısının hindu kendisinin müslüman olduğunu biliyordum ama evliliklerini bu şekilde yaptıklarını bilmiyordum büyük aşk işte hayranım ben onlara tam film işi olmuş yalnız bir diğer Khan olan Aamir Khan da eskii karısı ile öyle kaçarak evlenmiş aileleri izin vermeyince demek ki senaryoları birebir tatbik ederek geliştirmişler oyunculuklarını :D

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s