Başlığı okuduğunuzda bu kız ne ara Kore dizileine aşık olmaktan vazgeçmişti diyebilirsiniz evet çok kısa bir süre boyunca şöyle bir hafta kadar Kore dizileri defterini kapatmış, defteri de yedi kat sandığa kilitleyip denize fırlatmıştım.O derece abartmıştım durumu yani varın siz anlayın neyse nedeni şu dizidir uzatmaya gerek yok.Ancak bu tavşan dağa küsmüş dağ onu iplememiş durumu uzun sürmedi aldığım yaraların üzerine bu diiz üff dedi merhem sürdü, iyileştirdi.İyileştirmekle kalmadı çok çok sevdirdi kendini.
Bu yazıyı iki kısımda yazmaya karar verdim şu an ilk kısım hani diziyi henüz bitirmemiş ya da diziye daha hiçççççç başlamamışlar için zararsız bölge.İkinci kısım ise benim giib bir lokmada yalayıp yutmuş ve de içindeki beğeniyi doyasıya kusmak istiyenler için yazacağım kısım.Baştan uyarayım da sonra papaz olmayalım.
Şimdi mevzu şu; elimizde Güney Kore’nin en ünlü, en yakuşuklu, en enlerinden bir aktör Dok Go Jin var.Onu anlatmaya kelimeler kifayet eder mi onu kelimelere sormak lazım zira bu adam bir başka adam, bir başka dizi kahramanı.Ona belki de karakter olarak yaklaşabilecek tek kişi Secret Garden’ın Kim Joo-won’u o da bir nebze.Herhalde bu adamı anlatabilecek tek şey üstteki resim.Evet kendinden başka hiç kimseyi sevmemiş, kibirli, egoist ve de fazlası ile narsist bir adam Dokgo.Eğer onun hayranı iseniz size göre çok çok karizmatik, cool ve de kibar bir adam ama eğer onunla 5 dakikadan fazla zaman geçirebilen birirsi iseniz ben merkezci, burnu havada ve de biraz kazma olduğunu anlayabilirsiniz.Şimdi bu adamın şöyle böyle diyebileceğimiz bir kariyeri, kendisi gibi ünlü ve de cadı bir sevgilisi (ki kendisi Kang Se-ri), bir de zayıf bir kalbi var.
Bir yandan da 10 yıl önce tüm ülkenin bir numaralı gözdesi, hazinesi Treasure Girls grubunun lideri iken, grup dağılınca pek çok skandala adı karışmış, milletin nefretle baktığı, küçümsediği ancak buna rağmen bir türlü ünlü olma sevdasından kurtulamamış çırpınışlarda bir hatun Gu Ae-jung.
Şimdi bu iki zıt insan senaristin sihirli dokunuşu ile biraraya geliyor.Ame ne gelmek.Ben ilk karşılaşma anlarını çok çok beğendim Dok Go-jin’in tüm gıcıklığı ile tanıştığımız o müthiş sahne ile Gu Ae-jung da yüzünü görmediği ama nefret ettiği adam ile ilk kez karşılaşmış oldu.Sonra yine kaderin işine bakın biraraya geldiler bu kez Ae-jung, Dokgo’nun önemli bir sırrına kazara ortak oldu böyle olunca da ikili sık sık karşılaşmaya bol bol kavga emeye, didişmeye ve herşeyi daha da karıştımraya başladı.
Ancak 10 yıl önce bizim bildiğimiz ama bu iki şapşalın bilmediği ortaklık Dokgo’nun kalbini hızlandırmaya ve Ae-jung’a bakışını değiştirmeye başladı.Gizeme gerek yok zaten ilk bölümden belli Dokgo’nun 10 yıl önce geçirdiği kalp ameliyatında işgüzar doktor Ae-jung’un grubunun ortalığı kasıp kavuran Thump Thump şarkısını çalıyor.
(Korkmayın açın dinleyin spoiler yok
)
Zira şarkı bir kalbin yeniden atmaya başlayışı ile ilgili uğur babında çalmış doktor da. Dokgo da nasıl olmuşsa anestezinin etkisinde olmasına rağmen kalbi ile duymuş bu şarkıyı resmen.Şimdi Ae-jung’un telefonun melodisi bu parça, parça ne zaman çalsa bizim şapşal Dokgo’nun kalbi küt küt yarış etmeye başlıyor, kolundaki nabız ölçeri güvenli bölge olan 60-90 arasını solluyor.Bir de telefon hep en olmadık en kritik anlarda çalınca Dokgo, Ae-jung’a meyletmeye başlıyor.Tabi hayatında hiç aşık olmamış 37 yaşındaki bu koca bebek durumunu herkese danışıp belirtilerin “ AŞK”olduğunu anlayınca seyreyleyin cümbüşü.Dokgo’nun bu prens hali ile Külkedisi kılıklı Ae-jung’a aşık olmayı kabullenemeyişi çok komikti.
hele ki bu sahne sanırım diziyi seven herkesin aklının bir köşesinde kalmıştır bu sahne ve tabiki öncesi.İtiraf ediyorum bu kısımlarda bir nebze Dokgo’ya hak verdim.Ae-jung ve abisinin bitmek bilmez tv sevdalarına akıl sır erdiremeyip ne gereği var çekil köşene kır dizini evinde otur diyesim geldi.Sonra Ae-jung’un sempatisi, herşeye rağmen çabasındaki dürüstlük ve samimiyet, hani hepimizde var olan o kendini en iyi bildiğine adama duygusu hoşuma gitti, takdirimi kazandı.Tıpkı Dokgo gibi ilk önce sevimsiz sonra acınası sonra da sevilesi buldum ben bu hatunu.Ancak ben ve Dokgo bu süreçten geçerken ortaya bir de yakuşuklu, zeki, zengin ve de kibar yani kusursuz bir tip Yoon Pil-joo çıkıverdi.
(Resme neden böyle çerçeve yaptın çünkü bu adamın havası bu sanki etrafında kuşlar böcükler çiçekler böyle melekimsi bir havası var
)
Tek kusuru ha bire evlen diyen cadı annesi garibimin.Bu garibim de bir sunbaesinin teklifini kabul etti birazda bir yanlış anlaşılma sonucu kafasına bir kova suyu boca eden Ae-jung’dan fazlası ile etkilenmesi sonucunda Couple Making programına katıldı.Adının cafcaflığına aldanmayın bildiğin Kore usulü desti izdivaç yani tek fark gözde bir bekar erkeğin dört ünlü hatun arasından ruh eşini bulmaya çalışması.O hatunlardan biri de tabi ki bizim Ae-jung.Hatun kasmadı hani kastı da sırf programdan elenmemek için yoksa doktoru tavlamak gibi bir derdi yoktu ama noldu sorarım size tabi ki bizim 1o parmağında milyon marifet doktor kızımıza aşık oldu.Kalın kafalı, aşk acemisi, vurdu mu öldüren Dokgo’ya rakip oldu.Bununla da kalmadı programın sunucusu Ae-jung’un eski grubundan arkadaşı ve şimdiki boynu kırılası, saçı başı yolunacası düşmanı, Dokgo’nun da göstermelik sevgilis Kang Se-ri’yi kendine aşık etti.Neyse o cadının resmini de koyayım eksik kalmasın.
Şimdi yiğidi öldür hakkını yeme güzel hatun hani yanyana resmini koysan bu kız Ae-jung’a on basar ama güzellik herşey değil ki anacığım insanın kalbi güzel olsun diye direk bankta oturan 80lik nine muhabetine bağlarım.Ama birşey var ki bu dizideki ikinci kadın tıpkı Secret Garden’daki noona gibi baştan gıcık etti ama öyle sonuna kadar kendine lanet ettirmedi.
hee ne diyoduk böylece bir aşk dörtgeni oluşuverdi.Dokgo şarkıyı her duyduğunda saati özel saati kırmızıya döndü, Ae-jung’u tavlamak için kamelyalardan girdi, patates çiçeğinden çıktı, bol bol kızdı, kırdı, şapşallaştı.Ae-jung bu garip adama bir anlam veremedi, şöhretin peşinden koşmaya devam etti ama…. Amaaaaa devamı size kalsın.
Biraz da yan karakterlerden bahsedeyim.Öncelikle ben bu diziyi yan karakterler açısından çok zengin bulmadım hani her karakter böyle deli gibi izlettirmedi kendini.Ama öyle bir tip vardı ki bu eksikliği tek başına müthiş kapattı.Tabi ki Ding-Dong.
Bu küçük sevimli velet Dokgo’nun bir numaralı kankisi, sırdaşı oldu.Aradaki 30 yaşlık bir ömre rağmen birbirlerini öyle güzel öyle iyi anladılar ki sırf ikisi için yakında bir yazı daha yazıcam beni bekleyin.Ama kısaca söylemek gerekirse ben kisi arasındaki sıcaklığa ve uyuma bayıldım.helki Dokgo’nun Ding Dong deyişi sevilesi cinsten.Onun haricindeki karakterler Ae-jung’un varlığı zarar sevimsiz yüzlü ablak abisi, iskele babası cinsi Hyun Bin çakması babası bknz;
(Hohohoho Ding-Dong yine süper ama
)
Onların haricinde Ae-jung’un eh idare eder kararsız arkadaşı Jenny, Yoon Pil-joo’nun bahsi geçen cadı anası, Dok Go-jin’in dşi peygamber devesi olmaya meyilli dominant ajans sahibesi, bir de tabi her işine koşan, eli ayağı biraz sarsak, biraz memnuniyetsiz ama işine sadık asistanı.Ne yalan söyleyeyim bu tipe de bir türlü ısınamamıştım ta ki şu sahnedeki haline kadar, sonra ah kıyamammm deyip bağrıma basasım geldi bu hergeleyi.
İkinci adam Yoon Pil-joo’yu hiç sevmedim desem onun aşkına haksızlık etmiş olurum sanırım sevdim hatta ısındım ama kazanmasını hatta Ae-jung’a 5 metreden fazla yaklaşmasını hiç istemedim.Ve fakat onun o yavru köpek gözlerini, sessiz protestolarını, afralarını, triplerini
ha bir de suratının aldığı şu şaşkın ifadeyi
hahahahha obur cadı ya bütün yemeği yedi
Dizinin, pek çokları gibi benim de gözümden kaçmayan bir özelliğinden bahsetmek isterim.Bu dizi benim şimdiye kadar izlediğim diziler arasında müzik bakımından en zengin olanıydı kesinlikle.Kendi süper ötesi ostunu geçtim-ki çok çok güzel dinlemeye doyulmayacak parçalar var- bir de her bölümde bir filme ya da diziye gönderme yapılan sahnelerde o filmin ya da dizinin artık hafızalara kazınmış onlarla özdeşleşmiş müziklerinin kullanılması çok çok hoşuma gitti.Misal; Yoon Pil-joo bilgisayar başında araştırma yaparken çalan X-Files müziği, Dok Go-jin Messi gibi top sektirirken çalan Şampiyonlar Ligi melodisi, yine Dokgo Mişil(Muhteşem Kraliçe’deki entrikacı hatun) kişiliğine büründüğünde hemen çalan ost, ayakkabı arama sahnesinde çalan Kill Bill melodisi, Ding-Dong’un kendini Dokgo’ya karşı suçlu hissettiğinde çalan meşhur Leon müziği ve de en komiklerinden Ae-jung’un babası pişen etlere ağzının suları akarak bakarken çalan Kadın Kokusu filminin tango sahnesinde çalan o melodi ve vs.vs.vs.Daha neler neler.Bu detaylar benim öylesine hoşuma giti ki sırf bunlar için bile yönetmeni öpesim geldi.
Ancak bu diziyi sevme nedenimi şimdiye kadar anlamadıysanız en büyük nedeni : DOK GO-JİN’dir.Daha doğrusu bu absürd karaktere mükemmel bir şekilde can veren Cha Seung-won’dur.Kimi zaman karikatüre kaçıyor, abartıyor gibi görünse de aslında tam da bu biraz karikatür biraz itici ama fazlası ile çekici halleri yüzünden sevdim ben bu adamı.Onu izlerken onun yerine utandım, sıkıldım, üzüldüm ve de ona ama en çok ona güldüm.
Bu quiz oynarken dünyadan koptuğu haline
bu Ae-jung’a bakarken yüzünün aldığı hale
bu nasıl açıklayacağımı bilemediğim uçuk hareketine özelikle de birşeyleri atlatmaya aşmaya çalıştığında shirli bir hareket gibi bu yola başvurmasına bayıldım.Ve ben bu adama bayıldım dostlar.
Bu kısma kadar sabırla bu yazıyı okuyanlar koca bir teşekkür ediyorum.Umarım spoiler vermemiş, hevesinizi kırmamış aksine içinizde diziyi bir an önce izlemek gibi bir arzu uyandırmışımdır.Bu diziyi gözüm kapalı herkese tavsiye ederim orası artık malum ne diyeyim burda zaman öldürmeyin gidin izleyin.Bu alandan sonra tehlikeli bölgeye yani spoiler kısmına geçiyoruz.
DİKKAT! DİKKAT! DİKKAT!
SPOİLER ALARMI!
————
Başta dedim ama yine belirteyim bu dizi benim Kore dizilerine yeniden ısınmamı sağlayan dizidir.Bu kısma kadar uzun uzun yazdım bol bol resim koydum ama inanın doymadım doyamadım.Biliyorum benim giib hisseden bibilri var aranızda hani her dakikasından her sahnesinden uzun uzun konuşasım yazasım var.Bir kere bana en çok izlemeyi sevdiğim o masalsı romantizmi verdi bu dizi çoğu romantik komedi de bu hava eksiktir ama ben bu dizide bu romantizm ile boğuldum.Oyunculuklar mükemmeldi, her oyuncu karakterinin içinde kaybolmuştu sanki.her bölüm bir öncekinden daha komik, daha eğlenceli, daha duygusal, romantik ve hüzünlü idi.Bu nasıl olsu anlamadım ama çoğu bölümün başında ortasında gülmektenyarılırken sonunda ağlar buldum kendimi ya da tam tersi.Diyaloglar, kurgu, göndermeler tam yerli yerindeydi.Kimi yerlerde espri ya da komedi faktörü duygusallığın önüne geçmiş olabilir ve belki de kimileri Dok Go-jin karakterinin abartı çizgisindeki yapısından soğuyabilir ama bu diiz izleyeni sonunda ödüllendiren dizilerden.Sonu başından belli o güzel dizilerden.Benim uzun zamandır izlediğim en iyi sonlardan biriydi bu en çok sevdiğim dizi listemin bir numarasındaki Coffee Prince’in sonunu bile bu kadar memnun etmedi beni.Dok Go-jin’in o aile babası, bebeğinin yanında uyuyan halini gördüm ya yerim ben bu diziyi severim bağrıma basarım.
Üst kısımda bazı sevdiğim sahnelerden özellikle bahsetmedim farkettiniz hala bitmedi yazı daha da bitmez.Son olrak o sevdiğim sahnelerden bir kaçını hepsini değil merak etmeyin koyayım yazıyı da bitireyim.
B u adamın karakterini özetleyen bu sahnede ben hem egosuna hayran kaldım hem de onu boğazlamak istedim bir kadına ondan hoşlandığınızı anlatmanızın daha berbat bir yolu olamaz bence.hayır iltifat mı hakaret mi nedir bu Dok Go?
Off bu sahne nasıl desem hem rezillik vardı hem utanç hem aşırı bir sahipleniş, hem romantizm hem maçoluk hem kibarlık hem aşk hem karizma herşey vardı bu sahnede.Ae-jung yine rezil bir haldeyken Dok Go o dizi boyunca onu gördüğümüz en havalı hallerinden biri ile çıkageldi.Zaten garibim Ae-jung’da arkasından bugün bu kadar havalıolmak zorunda mıydı?dedi.Sevdiği kadını en komik hali ile kabullendi başına tac etti bir de iyi zıpla dedi ya bu adam sevilmez mi?

İşte anlatılamayıp izlenecek sahnelerden biri daha.Ben bu tipini ilk gördüğümde çıplak maymun poposu demiştim içimden o düşünce sadece birkaç saniye sürdü sonra Ae-jung’a gözlerini kapat dedi ve öpücüğü olması gereken yere kondurdu ve dünyanın en cool bakışlarından birini attı.
Gözleri görmeye gerek yok dudağın hafif kıvrılışı ile oluşan o belli belirsiz tebessüm
canavar karaoke yaparsa böyle olur işte ben bu sahneyi Dok Go yerine utandığımdan izleyememiştim ilk önce böyle saçma bir huyum var kahraman çok rezil bir hale düşecekse hisseder o sahneye bakamam işte bu da onlardan gerçi sonra tekrar tekrar izleyip güldüm ama hala rezil geliyor bana
Ah Allahım ne uzun yazdım ve hala yazıyorum diyrum ya bu post bitmez belim tutuldu gari artık gerisi de başklarına kalsın içimdekileri diğer çinguların postlarında dökerim artık.Ama en son olrak bu Dok Go-jin dolu bartılı yazıya iki video daha ekleyeyim bnu da şimdi hatırlayamadığım bir çingu sağolsun onun sayesinde buldum
hamiş : umarım gifler kıpırdanıyordur bazı giflerim postarımda kıpırdamıyor niyeyse?
hala izlerken kahkaha atıyorum yapanın ellerine sağlık.Eveeeeeet bu yazı burda biter saat sabaha karşı 1 buçuk civarları ve ben bittim iyi uykular herkese

















—Spoiler İçerir—–
bence bu dizinin tavan yaptığı yer 14. bölümdü. sonra ameliyatı fln çok hızlı geçtiler, oysa ki ben ae jung’un şarkısını söyleyip dok go jin’i hayata döndüreceğini hayal etmiştim
( yine de finali çok güzeldi; bir şeyleri havada bırakmayan finalleri çok seviyorum ben yaa
yine de daha uzun düğün sahneleri, düğünden sonraki ilk eve geliş sahneleri (ehu ehu
) yani kısacası daha çok ae jung-dok go jin sahneleri isterdim… neyse, napalım
ellerine sağlık canım, çok güzel bir post olmuş ^^
—- Spoiler İçerir—-
sağol canımcığım
valla ne diyeyim doğrusu ben de bir Secret Garden vari bir nikah sonrası sahnesi isterdim (anladın sen onu
) ama bu da güzeldi be ben çok beğendim evet haklısın 14.bölüm ve sonrası özellikle bu ameliyat olayı bir çırpıda geçti ama bence iyi de oldu 49Days’den sonra uzun uzun hastane yatakları sahnesine gelemezdim ben velhasılı kelam sevdik bu diziyi be
tamam izleyeceğim kesin kararımı verdim her ne kadar az önceki videodan beyfendiye sinir olsam da,mersi
izleyin pişman olmayacaksınız garanti ediyorum ayrıca beyefendiden soğumayın ya süper bir insan
slm chibi, ben de bu diziye bayıldım..Ta ilk sahneden beni içine çekti..Sen de çok güzel anlatmışsın.Cha seung won namı diğer dok go jine hayran kaldım..
teşekkür ederim Ruyi benim gibi sevenlerin olması çok güzel Dok Go Jin’in zaten hastasıyız
hahaaaaaaaa dok ko jin yeni ex aşkım
o nasıl bi ses tonu yaa
çok karizmatik çok bu adamı daha önce bi yerde gördüm ama nerde diyorum kendi kendime diziyi izlerken meyer bi filmini izlemişim blades of blood filmin adıda orda da çok karizmatikti . yanlız şunu belirtmekte fayda var şu doktorada acıyorum tek taraflı aşk acısı çekiyo yazzık ya
bide dok ko jinin menejeri var tabi onada bitiyorum ben bu çoçugu önce terslikler kraliçesinde ardında anında scandalda şimdide bu dizide izledim ve nedense hep aynı rollerde hep ezik hep rezil
bence bu çoçuga adam akıllı bi komedi dizisnde başrol verseler hakkını vererek oynar şahsen oyunculugunu beyeniyorum her ne kadar hep aynı roller üzerinde oynasada
neyse gece gece dizinin bütün erkeklerinden bahsettim gece gece bu kadar fantazi bana yeter chibi yazın süper olmuş ellerine saglık
öncelikle güzel yorumuna cevabım bu kadar gecikdiği için özür dilerim buralara pek uğramıyordum son zamanlarda evet Dok Go-jin bu diziyi izleyip seven herkesin herhalde en büyük kazancı oldu gerçekten mükemmel bir oyuncu kendisi eğer izlemdiysen kendisini City Hall’de de izlemeni şiddetle tavsiye ederim süperdi.Doktora ben de üzüldüm ama malum ikinci adamlar asla kazanmaz Kore diizlerinin gerçeği bu
o menajer sonradan çok çok gözüme girdi çok da sevimliydi ama başrol verirler mi orasını bilemem belki bir gün
çok çok teşekkür ediyorum yorumun için
izlediğim en komik, en eğlenceli kore dizisiydi, çook sevdim. Dok Go Jin’in konuşma şekline, mimiklerine doyamadan bitti. özleyince heartbreaker performansını izleyip gülüyorum
çok güzel anlatmışsınız diziyi. çok yerinde konulara da değinmişsiniz. teşekkürler ^_^
yorum için çok teşüükler evet o ve pek çok sahnede ben Dok Go-jin’e ağız dolusu güldüm kahkaha attım gerçekten süper bir dizi herkes izlemeli
Pingback: 2011 Kore Yaz Dizileri – Part 1 | Hikaruivy'nin renkli dünyası :)
bende dün bitirdim.ve evet son zamanlardaki en iyi kore dizisiydi.sonu ise dediğin gibi yine kore dizilerinin içinde en tatmin edicisiydi.hani dizi bitince içimde hiç bir şey kalmadı
benim favori sahnem o kurBAĞAYI gişeden geçiirdiği sahnedir ki ah ah yani:)
o sahne benim içnde çok özel Dok Go-jin’in bu kadını her koşulda seviceğinin en belirgin kanıtlarından biri
bu dizinin bu kadar özel olmasının nedeni de bu işte hiç bir şey içimizde ukte kalmadı
o zaman ne diyoruz ah dok go jin vah dok go jin
hahha aynen