Malum blog kardeşliği yaptığımız çingularla ortak zevklerİmiz Uzakdoğu ama en çok da Kore.Hani şöyle geliyorum diyen yapımlara da balıklama atlıyoruz çoğu zaman kimilerimiz Türkçe altyazı bekliyor kimilerimiz 7 aylık misali İngilizce online olarak izliyor (şekil2-a bendeniz).O yüzden bu yazı pek çokları daha diziye final yapmadan çıkıyor ellerimden.Dİzinin finali ile ilgili her halde sağır sultan bile spoiler almıştır ama ben bu kısımda değinmeyeceğim bu mevzuya rahat olun kaptırın okuyun!
AÇ PARANTEZ(49 Days henüz yayına girmeden ilgimi çeken dizilerden biriydi oyuncu kadrosundan değil de hikayesinden mutlaka bakıcağım dediklerimden biri.Secret Garden miladından sonra tam yemelik diye düşünüp balıklama daldım o yüzden.Secret Garden ile tek ortak paydası kanımca içinde barındırdığı fantastik unsurlar bundan başka benim bildiğim ortak payda yok hemen belirteyim)KAPA PARANTEZ
Ölüm, tecrübe ettikten sonra asla hakkında konuşamayacağınız bir kesinlik ya da kader ya da kaçınılmaz son.Biliyoruz ki nefes almanın bir de almamak boyutu var.Bu düşünce insanların aklında fazla kalmazmış yani yaratılışımız gereği ölüm kavramı bize unutturulurmuş mistik güçler tarafından.Eğer unutmaz bu düşünceye saplanırsak hayat çekilmez bir hale gelir, korku beynimizi kemirirmiş.Bu yüzdendir her saniye binlerce insan ölse de ölüm her insana sanki onu es geçecek ya da ona ayrıcalık tanınacak gibi uzak bir kavramdır.
Hele ki Shin Ji Hyun gibi 27 yaşında, pamuklara sarılıp ağzında altın kaşıkla büyütülmüş, prensi ile nişanlanmış, düğün telaşında, etrafındakilerin prenses gibi davrandığı bunun bilincinde olduğu için de prenses olduğuna kendi de inanmış bir hatunsanız.Günün birinde kendini bilmez bir faninin işleri karıştırması sonucu kaderinde olmasa da ölümle tanışıyor.Şok içinde kafasındaki yüzlerce soru, sesini duyacak, bu sorularına yanıt olacak birini , birilerini arıyor.
İşte bu esnada karşına profesyonel “Ruh Bekçisi” çıkıyor.İşinde oldukça ciddi, fani işlerine karışmayı bırakın ilgi bile duymayan, fazlası ile havalı ve bir o kadar da eğlenceli bir modern zaman Azraili -kendisi bu tabirden hoşlanmasa da
Ruh Bekçisi, Shin Ji Hyun’a başına gelenleri güzel bir özet geçip henüz ölmediğini ve önündeki iki yoldan birine gidebileceğini söylüyor.Biri; ederim böyle dünyanın içine deyip öteki aleme direk giden asansöre binmek yani nalları dikmek diğeri de 49 gün içinde kendisi için akıtılan üç damla saf gözyaşı bulmak.İkinci seçenek tabi ki bizim lakabı Polyanna hatunumuza daha cazip geliyor.Etrafında onu seven, onu kaybetmenin acısı ile gözyaşlarına gark olan sürüsüne bereket insan var değil 3, litrelerce gözyaşı toplar ona kalsa.Ancak dünyada akıtılan her gözyaşı saf ve samimi bir sevgiden kaynaklanmaz.Gidenin arkasından akıtılan her damla gözyaşı biz faniler görmesek de çok başka manalar ve niyetler taşıyabilir.Kimi acıma duygusundan, kimi kıskançlıktan, kimi ölüm de bile bir umut, bir sevinç bulduğundan yani pek çok sahte gözyaşı vardır ve Ji Hyun kendisi ve sadece kendisi için duyulan saf sevginin göstergesi üç damla gözyaşı bulmalıdır.Ve bu gözyaşları kan bağı olmayan insanlardan akmalıdır.Bu ana kadar hala iyimserliğini koruyan Ji Hyun bu 49 gün içinde,
yaşayan ölü modunda, boşvermişim dünyaya nakaratında Song Yi Kyung’un bedenini kullanıcağını öğrenince biraz tırsmıyor değil.Ruh Bekçisi bu durumun iki kadın arasında bir bağ olmasından kaynaklandığını söyleyip başka da kelam etmezken biz biliyoruz ki Shin Ji-hyun’un kaza geçirmesinin sebebi yani işleri boka sardıran işgüzar fani Song Yi Kyung.5 yıl önce yaşadığı kaybın ardından kendini tüm dünyaya kapamış, tek ve tek başına bir kadın.Ölüm onu korkutmuyor aksine onu arzuluyor ve ölmek için adeta çırpınıyor.Yine bu denemlerden birinde “yine” başarısız oluyor ama farkında olmadan başka birinin hayatının tepetaklak olmasına neden oluyor.İşte karma mı dersiniz yoksa kader mi Ji Hyun 49 gün boyunca sabah 10′dan gece 12′ye kadar Song Yi Kyung uyurken(ki kendisi geceleri çalıştığı için gündüzleri paso uyuyor) onun bedenine süzülüp hayatını geri kazanmaya çalışıyor.
Yaşamak için çalışmak ve masraflarını çıkarmak zorunda, içinde bulunduğu bu olağanüstü durumdan hiç kimseye değil bahsetmek ima bile edemez.Gözyaşlarını boynundaki cam kolyede toplayacak ve eğer kimliği açığa çıkar ya da cam kolye bir şekilde kırılırsa anlaşma iptal olacak.Ji -hyun hiç hız kesmeden Song Yi Kyung’un bedenine giriyor ve girer girmez de tüm sevdiklerine bir göz atıp üstüne üstlük bir de Han Kang’ın restoranında kendine iş buluyor.
Han Kang, Ji Hyun’un lisede kısa bir süre beraber okuduğu sınıf arkadaşı aynı zamanda nişanlısı Kang Min Hoo’nun da Amerika’daki yıllarından arkadaşı.Biraz içine kapanık, biraz utangaç, biraz hırçın bir adam.Hani ne kadar büyürse büyüsün bir yeri hiç büyümeyen mızmız çocuk kalan o adamlardan.Annesini özlyeyen, yaralarnı tam saramamış ve hoşlandığı kızı iteleyip kakalayan o aptal adamlardan.Ji Hyun’a karşı beslediği duyguları belli etmemeye çalışması ve saklamak için de sürekli takındığı umursamaz ve aksi tavrı tabi ki seyirci olarak bizim gözümüzden kaçmıyor.Ancak genç kadının apansız geçirdiği kaza ve girdiği bitkisel hayattan büyük bir ihtimal ile bir daha çıkamıyacak olması hatalarının farkına varmasına ve telafi etmek için bir umut arayışına dönüşüyor.İşte bu sırada fiziken hiç alakası olmasa da başka herşeyi ile Ji-hyun’u andıran hatta tıpatıp aynısı olan bu garip hatun karşısına çıkıyor.Belki bir kefaret ya da bir dua kim bilir Song Yi-hyung’u sahiplenmesine ve istem dışı da olsa ona hep tolerans göstermesine neden oluyor.Tolerans gösteremediği tek şey ise bu kendisine yalvar yakar olup sadece 48 gün için işe aldığı hatunun “arkadaşının nişanlısı”
Kang Min-hoo’ya karşı aşırıya kaçan ilgi ve alakası.Kang Min-hoo, Shin Ji-hyun’un hayatına tıpkı masallardaki gibi girmiş bir prens adeta.Düşünceli, anlayışlı, zeki ve çalışkan.Ji-hyun’un babasının sağ kolu ve gözdesi.Ancak genç adamın kimseye belli etmese de sakladığı gerçekleri ve karanlık bir yüzü var.Nişanlısı bitkisel hayattayken hayatına damdan düşer gibi giren Song Yi-hyung ise maskesinin altındaki gerçeği tehdit eden tehlikeli bir faktör.
Tabi 49 günlük süreç sadece 3 damla gözyaşı arayışı gibi görünse de özünde hayatta bizi gerçekten ama gerçekten seven insanları bulmak ya da bulamamak demek.Shin Ji Hyun da bunu acı ve tatlı öğreniyor.Bir yandan hayatında sevdiği değer verdiği ve kendisine aynı duyguları besleyen insanların bazen sinsice de olsa gözyaşlarının peşine düşerken bir yandan da aslında yaşarken farketmediği eksikliklerinin farkına varıyor.Önyargılarının ve yanılgılarının ayırdına varıp gerçek sevginin tanımının ne olduğunu sorguluyor. Song Yi-hung aracılığıyla kendisine karşı her zaman soğuk davranan Han Kang’ın hiç bilmediği sıcak bir yüzü ile tanışıyor.Kendisine her zaman sevgi ile yaklaşan Kang Min Hoo’nun kirli sırlarını keşfediyor.Canı, dostu, kankası Shin Eun Jung’un farkına varmadan söylediği ya da yaptığı şeylerle bilenen öfkesini ve bencilliğini görüyor.
Shin Ji-hyun vasıtası ile Song Yi-hyung?Bu kısmı sanırım fazla spoilera girer iyisi mi bunu atlayayım ya da şöyle açıklayayım saklanmak istenen hiçbir şey sonsuza kadar sır kalmaz, insanlar en çok kendi kendilerinin farkındadır bu kişi her kim olursa olsun ve eğer kendi bedeniniz bir gün kontrolden çıkar ve açılayamadığınız şeyler yapmaya başlarsa hayatınız oldukça farklılaşabilir diyim başka da birşey demeyeyim.
Dizinin hayata ve o hayatı nasıl yaşadığımıza dair verdiği pek çok mesaj var.Bir yandan size hayatta beklemediğiniz mucizeler olabileceğini gösterirken bir yandan da bir mucize peşinde koşup hayatı çarçur etmemenizi öğütlüyor.Ve bazen de kendinize başkalarının gözünden bakmayı.
Biliyorum çok uzun bir yazı oldu ama farkındaysanız bu kısma kadar diziyi beğenip beğenmemem konusunda en küçük bir imada bile bulunmadım çünkü bu durum doğal bir spoiler silsilesini beraberinde geçirecek kaygan bir zemin.O bakımdan öncelikle dizide hoşuma giden bazı şeylerden bahsetmek istiyorum.Öncelikle pek çokları gibi bu dizinin üç karakterine ya da dört, beş karakterine fazlası ile bayıldım hatta aşık oldum.Biri Pamuk Prenses tadında ki Shin Ji-hyun.Onun o ufacık toplarlak yüzü, iri siyah gözleri ve miniminicik hanım halleri bana inanılmaz tatlı geldi.
Sonradan bol bol döktüğü gözyaşları ve yalnızlığı ise içimi sızlattı.Hele ki bu küçük kız çocuğu modunda kapılarda beklediği anlar.
İkinci olarak aslında iki ayrı ruhu ama aynı bedeni sevdim.Biliyorum biraz saçma ve delice bir cümle oldu.Şöyle ki yaşayan ölü Song Yi-hyung’un bakışları ve kaybına karşı gösterdiği bağlılık beni çok etkiledi. ve ona sempati duymama neden oldu ama içine Shin Ji-hyun girdiğinde ortaya çıkan üçüncü kişi mi desem artık, içi buz dışı sıcacık kadın da çok çok hoşuma gitti.Beceriksizlikleri, kırdığı potlar, attığı tripler ve kimseye gösteremeden yaşadığı hayal kırıklıkları ve umutsuzluklar.Bu kadın ateş ve suyun ya da acı ile tatlının bir araya gelmiş vücut bulmuş haliydi
Bakınız bu safi Song Yi-hyung
bu da onun içine Shin Ji-hyun kaçmış hali
ki bu bakımdan oyuncu Lee Yo-won’u da tebrik etmek gerek.İki farklı karakteri üstelik bu kadar zıt iki karakteri canlandırmak çok çok büyük bir oyunculuk bence.
Üçüncü en favori karakterimde yine iki kişi var onları bir sıraya koyamadım ama hangisi ağır basar derseniz o kişi Han Kang olur.
Bir kere çok doğal bir karakter hiç zorlama değildi bence sıcak ve sevecendi.Shin Ji Hyun’un yalnızlığını paylaşan ve hep orada olan kişiydi ki takdirimi topladı.
İkinci üçüncüm ise(bu çok saçma bir tanım oldu farkındayım çaktırmayın) tabiki Ruh Bekçisi ya da onların deyimi ile Sıkecilur hohoho
Bir kere matrak ve sevimli bir karakterdi.Bunu her fırsatta ortaya koydu bknz;
ve daha da bakınız
hem komik olup hem de nasıl bu kadar ürkütücü mü desem ya da acı mı bir görevi yerine getiriyordu orası bence büyük bir ironi ama cooldu vesselam.Bir de o telefonlara bıraktığı sesli mesajlar ve çalma melodileri hohoho kopardı beni.Sunbaesi ile korku dolu ilişkisini de atlamamak gerek.Sonradan sonraya Shin Ji-hyun ile aralarında kurdukları kankilik de çok hoşuma gitti.
Bir de tabi ostu en sevdiğim parçadan bu yazımda bahsetmiştim bir daha değinmeyeceğim ama Jung İl-woo’nun söyledi Scarecrow ve Song Yi-hyung’un parçası bunlar çok hoşuma gitti.
Yani sonuç olarak hem oyunculukları hem kurgusu hem de kalitesi ile sevdiğim bir yapım oldu 49 Days o bakımdan şiddetle tavsiye ederim.Henüz izlememiş olanlara ya da hala izleyenlere söyleyebileceklerim bu kadar.
BU KISIMDAN SONRASI TAMAMEN DİZİYİ İZLEYENLERE YÖNELİKTİR VE SPOİLER İÇERMEKTEDİR!!!
SPOİLER ALERT!!!
Diziyi izleyen ve benim gibi mağdur olduğuna inandığım kader arkadaşlarıma!Ben böyle finalin içine ederim yaaaaaaa Allahım öyle doluyum ki kaç gün geçti hala atlatabilmiş değilim spoiler olmasın insanların kendi seçimlerine kalsın diye birşey söyleyemedim ancak bilsem böyle bitecek dizi dünyanın en harika yapımı da olsa izlemezdim ya.Zaten son bölümü kaç gündür bitiremedim sürekli bir bahane uydurup yarıda bırakıyorum.Offffffff çok berbat ve de boktan bir durum.Yani evet hayat adaletsiz ve evet hayatta belki 49 Days gibi mucizleler olmuyor ve evet ölüm kontrol edebileceğimiz, pazarlık yapabilceğimiz ya da başımızdan savabileceğimiz bir durum değil.Yaş, cinsiyet ya da kişi ayırt etmiyor.Ve evet Shin Ji-hyun yaşadığı 49 günle hayatına asla pişman olmayacağı renkler, dostlar ve sevgiler kattı öyle ki bir ömre bedel.Ama sorarım hayat zati bu derece boktan ve bizler de tüm bu boktanlıkların farkındayken bu senaristin yaptığı hak mıdır reva mıdır?Secret Garden senaristine açık mektup yazmış mutsuz son olursa onu paralıyacağımı söylemiştim peki hey Allahım bu senaristi ne yapmalı kaynar kazana mı atmalı gözlerini mi oymalı bu gazla Kore’ye yüzüp tüm işkence yöntemlerini uygulamak hatta “i want to play a game” diye piskpopata bağlıyasım var ama ne yapalım beni anlıyorsunuz değil mi kaderdaşlarım?








Dikkat yorumda spoiler içerir
Her ne kadar finali içimizi burksa da böyle bir son olması daha fazla akılda kalmasını sağlayacak bence. Gumiho ve Secret Garden’dan sonra mutlu sonlu bir dizi beklememeliydik.
niye ya beklemeliydik ben bütün dizilerden mutlu son bekliyorum banane ama akılda kalma mevzusunda katılıyorum asla unutmam yediğim bu kazığı
-spoiler içerir-
eline sağlık, 49 daysi izleyenin halinden, yaşayan anlar diye atasözü uydurdum şimdük. zira vurdu, yıktı, geçti. ancak ben yine de tamamen beğendim ve kesinlikle iyi ki izlemişim diyorum çünkü izlerken çok keyif aldım, sürekli bir sonraki bölümde olacakları merak ettiğimden ilgim soğumadı. üstelik bilgisayarım bozulduğundan ara verdiğim halde ki normalde ara verdiğim diziye çok zor devam ederim.
diziye başlamamda beni tetikleyen oyuncular jung il woo ve lee yo won’du, dizi boyunca da en sevdiğim karakterler oldular. ben song yi kyung karakterine daha çok yer verilmesini isterdim mesela, malum karanlık ve depresif karakterlere her daim bayılırım. aynı şekilde yi kyung/yi soo’yu da daha çok görmek isterdim, ilişkileri beni pek etkiledi. han kang’ı da pek sevdim, söylemeden geçmeyeyim. aslında kötü karakterlerden bile pek nefret etmedim.
baya ilk 10uma hatta 5ime girebilecek bir drama oldu benim için.
yalnız post yazmak bile yetmemiş, hala çılgınca konuşabiliyorum bu dizi hakkında. herkes yazsa da kurtlarımı döksem^^
benim de ilk onuma girdi bu dizi orası kesin ilk 5′e ise finalden not kırdım hayatta giremez.diyorum ben diziyi çok beğendim ve sonuna kadar da heyecanla takip ettim ama kabullenmiyorum bu sonu orası ayrı.Yi-soo ve Yi-yung’un ilişkisini sırf içinde Ji-hyun varken zaten hatunu bol bol gördük diye uzatmadılar bence aynı beden durumu olunca bir karakterin üstüne yoğunlaştılar ve oyuncunun rolünün haddinden fazla olmasını engellediler bence bir de Ji-hyun Yi-kyung’un bedenindeyken zaten Han Kang ile bir duygusallık yaşıyordu bir de Yi-kyung Yi-soo ile fazla yakınlaşırsa bence seyirci olarak bu benden ruh aşk ilşkileri bizi fazla yorardı o yüzden de farkındaysan Ji-hyun uyanıp Song yi-kyung tek başına kalınca Yi-soo ile yakınlaştılar benim fikrim bu
kötü karakterlerden ben de çok çok nefret etmedim açıkçası Kang min hoo’nun etme bulma dünyası vari kör kütük aşık olması ve kime aşık olduğunu bulaması çok acı bir durumdu bence.
sorma çingu ben de heryerde konuşabilirim bu diziyi kesmiyor valla
ruh bekçisi nastl öldü
ah Kübra inan benim de bu konu da kesin bir yorumum yok ısrarla sormuşsun ve bu kadar zaman bir Allahın kulundan cevap gelmemiş benim yorumu ruh bekçisi zaten ölüydü sadece öteki aleme geçmemişti 5 yıllık ruh bekçiiği görevi karşılığında yeniden hayata dönücekti ama takdir edersin ki 5 yıl sonra yattığı mezardan hortlayamazdı yani ruh bekçisi 5 yılın sonunda sevgilisine yarım kalan hayatına huzurlu bir veda etti ve öteki aleme geçti sonra da başka bir bedende hayata dönücekti tabi direk yakışıklı çocuk olarak değil bir anadan babadan doğarak yani benim yorumum budur geciken cevap için gerçekten çok üzgünüm umraım bir kez daha bloga uğrar ve bu cevabı görürsün
Öncelikle ellerine sağlık Chibi

Ahh benim de bu dizi hakkında her yerde uzun uzun konuşabilirim valla. Bu arada şimdi gördüm kimbap çingumla ikimizden ilk 10 rahat girer demişiz. ama bende ilk 6 da kaldı 5 e geçemedi:) Çünkü çok çok çok sevdiğim bıırakamadığım dizilerim var ilk 5 te haha
Merakı entrikası, ihaneti, aşkı, hüznü, mutluluğu bol bir dizi kesinlikle tavsiye ederim dostlar
hahah aynı durum çingu ama ben de ilk 5 ‘e almadım ilk 5de mutlu sonlu romantik komediler var
izlesin herkeş değil mi ya?
Yanarım, yanarım Kang’dan bir veda öpücüğü aynı zamanda ilk öpücük göremedik ona yanarım. Jiyun durumu için içimden geçen tek cümle ‘Çok büyük kazık attılar’ kıza resmen kazık attılar ya. Olamaz böyle bir şey. Sceduler ve Yi Kung’un beraber olamayacağını biliyordum ama bir umut. Çok fazla yorum okuduğum için izlerken, bazı şeylere şaşırmadım. Kızkardeş durumu falan izleyenlerin tahminleri doğru çıktı. Ve son göz yaşının In Jungdan olması.. Cidden acıklı.
ana son gözyaşı İnjung’unmuymuş hadi ben diyorum ya yarıdan sonrası izlemedim ama bütün fotolara giflere yazılara baktım ama bunu bilmiyordum valla çok çok büyük bir kazık oldu hem kıza hem de bize
ben o kız kardeş mevzusunu hiç öngörmedim çok da zorlama buldum hani hiç kanbağı çıkmasaydı ama aile yine de bu kimsesiz kızı kendi kızları yerine koysaydı belki daha hoş olurdu of of çok büyük evet bu kazık
koptum yaaa dizi hakkıında ne dediysen aynen katılıyorum ki beni uzun bir dizi anlatım yazısından kurtardın artık yazmama gerek yok:) kader işte dizinin adı kader olmalı hatta kahpe kader. kızın biri hyattan kopul ölmek ister allah ona koca bir ömür bahşeder diğeri yaşamak ister o kqdar mücadele eder kadere razı gelip ölmek zorunda kalır offf adaletsiz dünya. ama aslen hiçbir şey rastlantı değil şu dünyada şimdi diceksin kızım bu bir senaryo haklısın ama ben hayatta da böyle şeylere inanıyorum. bağlar çyle kuvvetliki koskoca dünya küçücük olabiliyor.Lee Yo-won’u BAD LOVE dizisi ile tanıdım çok sağlam oyuncu, aile yaşamı ile de örnek doğrusu. ruh bekçimiz tavan oldu bazen ruh ve ruh bekçisi için izledim diziyi, çok tatlılardı. dizi oyuncuları bu dizi ile iyi bir yere geldiler, secret garden sonrafı bizlere bir nefes oldu. ben bırak ingilizceyi dayanamayıp korece izledim bile oldu:) ruh bekçisinin telefon melodisi benim melodim oldu:) ve sonu için azımı açarsam kapatamam çok küfrettim.
oy kuzum ya evet ben de diyorum ya hayat adaletsiz biliyoruz ve aslında bu adaletsizliklerin acısını unutmak için alternatif sonları dizilerde arıyoruz bu gerçeğin hepimiz bilincindeyken bir de neden dizide de bunu gözümüze gözümüze soktular ki ben onu anlamadım.yoksa başka bir şikayetim yok yani.
evet oyuncular bence çok çok iyi bir iş çıkardı ve bu diiz onlar için bir sıçrama tahtası oldu kesinlikle.
korece mi çingum ya kıyamam sana bari o kadar kastığımıza göre gülseydik sonunda nirdeeeeeeee valla ben de çok saydırdım inşallah kulakları çınlıyordur
Süper süper süper ötesi! Muhteşem bir yazı bu! Ellerinize sağlık, bayıldım. İçimden geçen her şeyin özetini okudum diyebilirim.
Gerçekten ellerinize, emeğinize sağlık. Alkışlamak istiyorum! Ben de bir yazı yazdım ama inanın sizinkinin yanında benimki boynu bükük garip gurup bişi oldu çıktı. :S Ben bu yazıyı önceden görsem, hiç yazmadım. 
Okuyan herkesten özür diliyorum. ^^ Yeni yazılarınızda görüşmek üzere. Takipteyim. ^^
-SPOILER İÇERİR-
Sonunda ben de çok ağladım, çok debelendim! Nasıl böyle bir kazık attılar bize ya! >..< Senariste yapılacak işkenceleri sonuna kadar destekliyorum. Nasıl yapar bunu bize! Kaderdaş güzel bir tabir olmuş, nasıl bir kader bu kaderdaşım? Ha sen bölümlerce uğraş, ölmesin ölmesin diye geceleri uyuyama, sonra bi aptal senarist gelsin, kızı son bölümde 6 gün yaşatıp öldürsün. Senarist sen insan mısın? Şaka mısın, nesin abi sen?
-SPOILER BİTTİ-
Biliyorum çok sinirli bir spoiler oldu.
ben de bu yoruma bayıldım çok çok çok teşekkürler
eminim yazın güzel olmuştur kendini kasma en kısa zamanda okuyacağım ben de benimle aynı konuşarı yazan arkadaşlarımın yazılarını daha çok sevip beğeniyorum insan doğası bu sanırım
spoilerlık bişey klamadı sağır sultan bile duydu bu dizinin sonunu çekinme koptur gitsin evet bu dizi kanayan bir yaradır hala gerçi sonra şeker giib dizilerle etkisi kayboldu ama şimdi düşününce yine sinirlenip Kore’ye koşarak senaristi yolma isteğim depreşiyor 
her zaman beklerim hoşgeldin
Çok teşekkürler. Umarım beğenirsiniz. Yalnız ben bu blogtan taşındım. (Temelli)
Yeni adresime kopyala yapıştır şeklinde bütün yazılarımı aktardım, oradan okuyun derim.
Yeni adresim: http://harmonyhalmeoni.blogspot.com/
Yolma değil mi? Yok yok saçını başını yolup kellikle terbiye etmek yetmez ona, 49 günlüğüne ormana bırakıp kaçalım.
ok en kısa zamanda uğrayacağım şu sıralar blog camiasına uzağım geç cevaplarımdan bellidir
admin anlıyorum seni valla bende mutlu son falan bekliyodum ama öle olmadı bol bol ağlamalı bir son oldu izleyeli iki ay falan oldu ama hala hatırladıkça böle kötü oluyorum bizi ne kadar ağlatsada çok güzel bir diziydi ko0renin en güzel dizilerden biriydi bence
valla ağlattıla gözümüzün yaşına bakmadılar alacakları olsun hala diyorum başka da birşey demiyorum ama evet güzel dizidir izlenir
ya ruh bekçisine ne oldu filmin sonında bn anlamadım öldümü öldüyse naıl öldü niye göstermiyolar kızla gördülermi birbirlerini bir anlatın adam akıllı lütfen ölcem meraktan
ya filmin sonunda ruh bekçisine ne oldu öldümü nasıl öldü kızla birbirlerini gördülermi lütfen cevap verin