Az önce Kanal 24′ün tematik filmler kuşağında tesadüfen izleyip sevdiğimiz film Ağaçsız Dağ.Bilmeyenlere hemen açıklayayım Kanal 24 her pazar akşamı saat 21:30′da tematik filmler kuşağında ülkemiz sinemalarında izleme imkanı bulamayacağımız bağımsız ülke sinemalarından örnekler veriyor.Daha önce bir iki film izledik böyle ne de iyi ettik.Bugün de bilmeden bir Kore filmine denk gelmek harika oldu doğrusu.
Ağaçsız Dağ filmin hem yönetmenliğini yapan hem de senaryosunu yazan Kim So-yong’un Berlin Film Festvalinden Ekümenilik Jüri Ödülünü almış filmi.7 yaşındaki Jin ve kızkardeşi Bin babalarının nerede olduğundan habersiz anneleri ile birlikte küçük bir apartman dairesinde yaşayıp giderken anneleri bir gün apar topar yola düşüp kızları yüzünü bile görmedikleri halalarına bırakıyor.Anne, babanın izini sürmeye giderken kızlara pembe, plastik bir domuzcuk kumbarası bırakıyor.Kumbara dolduğunda anneleri de geri dönecek.Alkolik halalarının ilgisizliği, çıkarcılığı ve vurdumduymazlığı içinde küçük kızlar anneleri bir an önce dönsün diye çekirge toplayıp satmaya başlıyor.Her gün kazanılan para annelerine yaklaşmak için bir adım demek.Otobüs durağını gören toprak yığınına diktikleri kuru dalsa onların umudunun simgesi.Büyük paraları bozdurup daha çok para yapmak gibi cin bir fikir de ortaya çıkınca kumbara doluyor ağzına kadar sonra… sonra anne geliyor mu orasını size bırakmalı.
Yönetmenliği, kamera açısı kusursuz bir film Ağaçsız Dağ,Hikayesi, anne babalarından ayrılan küçük çocukları anlatan pek çok yapımın aksine duygu sömürüsü üzerine kurulu değil.Son derece doğal ve samimi yaklaşıyor seyirciye.Yakın çekimlerde kamera hep çocukların yüzlerinde biz anlatmayalım siz onların gözlerinden anlayın herşeyi der gibi.Büyüklerin yalanları, çocukların varlıklarını unutuşları, kardeşlik ve umut üzerine bir film Ağaçsız Dağ.İzlemenizi tavsiye ederim.
Yazıya hemen bir de küçük not ekleyeyim film yönetmenin kendi çocukluğunun bir yansıması aslında tıpkı filmdeki küçük kızlar gibi onu da annesi dedisinin çiftliğine bırakıp uzaklara gitmiş.Yaşadıkları ve belki de çocuk kalbinde kalan izler ona bu filmi yapma isteği vermiş.Film aynı zamanda 16.Altın Koza Film Festivalinde de açılış filmi olarak gösterilmiş.

küçükleri yaşı ile değerlendirip aptala yatmaya pek meğilliyiz.ama biz büyüklerin bile göremediklerini asıl onlar görüp anlamaktalar.bizim gözlerimiz ihtiras, hırs ya da koyvermişlikle körelirken iyi-kötü onlar ruhen anlamakta.çocuk olmak belki de bu hayatta en zor olan şey.büyük ektiğini biçer ama çocuk büyüklerinin ektiğini biçmekle cezalandırılır.
çok doğru canım onları öyle küçümsüyoruz ki çoğu zaman herşeyi hissettiklerini unutuyoruz büyümek 5 duyuya daha da güvenmek görmek ve duymak demek halbuki çocuklar hissederek kavrıyor herşeyi bu yüzden daha çok örseleniyor kırılıyorlar.
[...] ve konu yine çocuklar.Biliyorum yineler biraz fazla oldu ama durum böyle.Geçen seferki filmimiz Ağaçsız Dağ‘a kıyasla biraz daha karamsar biraz daha gerçekçi bir film var karşımızda.Ancak en az [...]
peki filmin adı neden ağaçsız dağ???
bence filmin adı küçük kızların annelerinin geleceğine inanıp bekledikleri o toprak tepeceğinden geliyor o küçücük bedenlere o tepe bir dağ gibi ellerindeki kuru dalsa o tepeyle birlikte kendi umutlarını da yeşertmenin bir yolu idi.